İçeriğe geç / Skip to content / Zum Inhalt
Ahmet Balaman LogoAhmet Balaman

Telefona Bakmadan Sosyalleşmek Mümkün mü?

Ahmet Balaman
TalkambleEkransız SosyalleşmeSesli SohbetDijital DengeYürüyüşMobil Tasarım
Telefona Bakmadan Sosyalleşmek Mümkün mü?

Telefonlarımızdaki sosyal uygulamaların çoğu aynı şeyi ister: biraz daha bakmamızı. Yeni bir video, ardından bir tane daha; cevaplanacak mesajlar, kontrol edilecek profiller, kaçırdığımızı düşündüğümüz küçük gelişmeler… Sosyalleşmek için açtığımız ekran, çoğu zaman bizi konuşmaktan çok izlemeye yönlendiriyor.

Peki bir sosyal uygulama sizden ekrana bakmanızı değil, telefonu cebinize koymanızı isteseydi?

Talkamble üzerinde çalışırken çıkış noktalarından biri buydu. Uygulama yalnızca sesli sohbet sunmuyor; etkileşimin merkezinden ekranı çıkarmaya çalışıyor.

Ekran sosyal deneyimin kendisine dönüştü

Bir arkadaşımıza mesaj yazarken aynı anda bildirimleri kontrol ediyoruz. Görüntülü görüşmede karşı taraf kadar kendi yüzümüze de bakıyoruz. Bir paylaşım yaptığımızda yaşadığımız ânı düşünmek yerine kaç kişinin göreceğini hesaplayabiliyoruz.

Bu davranışların hiçbiri tek başına kötü değil. Sorun, dijital sosyalleşmenin neredeyse tamamının aynı kalıba girmesi:

  • Görünür ol
  • Tepki bekle
  • Akışı yenile
  • Başka bir içeriğe geç

Bu kalıpta konuşma, ürünün amacı değil; kullanıcıyı ekranda tutmanın araçlarından biri hâline gelebiliyor.

Ekransız bir sosyal deneyim ise başka bir soru sorar: İki insanın dikkati birbirinde kalırsa ne olur?

Ses, görünme baskısını azaltıyor

Görüntülü görüşmede ışığı, kameranın açısını, arka planı ve ekrandaki kendi görüntümüzü fark ederiz. Yazışmada doğru kelimeyi seçer, cümleyi siler, yeniden yazar ve bazen göndermeden vazgeçeriz.

Sesli konuşma kusurlara daha fazla yer bırakır. Cümle yarım kalabilir. Düşünmek için birkaç saniye susabilirsiniz. Gülüşünüz, yazacağınız “hahaha”dan önce gelir. İletişim daha az düzenlenmiş, dolayısıyla daha canlıdır.

Bu yüzden Talkamble görüntülü görüşme eklemiyor. İnsanları birbirine bağlamak için yüzlerini birer küçük pencereye kapatmak gerekmiyor. İki kişinin aynı anda yürümesi ve birbirini duyması yeterli.

Telefon cebindeyken arayüz ne yapar?

İyi bir mobil arayüz her zaman daha fazla düğme gösteren arayüz değildir. Bazen iyi tasarım, doğru anda geri çekilmektir.

Talkamble'ın görüşme ekranı bu düşünceyle tasarlandı. Eşleşme ve karşılıklı kabul tamamlandıktan sonra telefon cebinizde kalabilir. Uygulamanın o sırada yapması gerekenler sınırlıdır:

  • Ses bağlantısını sürdürmek
  • Yürüyüşün devam edip etmediğini anlamak
  • Durulduğunda görüşmeyi duraklatmak
  • Kullanıcı geri döndüğünde bitirme ve güvenlik seçeneklerini açık göstermek

Burada başarı ölçütü “ekranda geçirilen dakika” değil, ekrana ihtiyaç duyulmadan geçen dakikadır.

Yürümek konuşmaya bir çerçeve veriyor

“Hadi konuşalım” cümlesi bazen gereğinden büyük bir davet gibi hissettirir. Ne kadar sürecek? Konu bulabilecek miyiz? Sessizlik olursa ne yapacağız?

Yürüyüş bu belirsizliği küçültür. Görüşmenin doğal bir başlangıcı ve sonu vardır. Aynı zamanda iki tarafın da yaptığı ortak bir eylem bulunur. Konuşma kısa bir an durduğunda yapılacak şey bellidir: yürümeye devam etmek.

Bu, sohbeti performans olmaktan çıkarabilir. Karşı tarafı sürekli etkilemek zorunda değilsiniz; yola bakarken düşünür, duyduğunuzu sindirir ve hazır olduğunuzda cevap verirsiniz.

Sessizlik de konuşmanın parçası

Dijital ürünler sessizliği genellikle hata gibi ele alır. Bir şey oynatılmıyorsa yenisi önerilir. Bir mesaj gelmediyse bildirim gönderilir. Akış bittiyse yeniden yüklenir.

Oysa gerçek bir konuşmada sessizlik, kopukluk anlamına gelmeyebilir. Bazen iki kişi aynı anda etrafındaki sesi dinler. Bazen biri bir sorunun cevabını gerçekten düşünür. Yürüyüşün ritmi, bu sessizliklerin aceleyle doldurulmasını gereksiz kılar.

Talkamble'ın ekranı geri çekme fikrinde sevdiğim şey bu: ürün, her saniyeyi içerikle doldurmak yerine iki insana kendi temposunu bırakıyor.

Ekransız sosyalleşme için küçük bir deney

Talkamble yayınlanmadan da bu fikri deneyebilirsiniz. Bir arkadaşınızı arayın ve ikiniz de yürüyüşe çıkın. Görüntülü arama açmayın. Mesajlara bakmayın. Konuşmayı önceden belirlenmiş bir gündemle de doldurmayın.

Şu üç basit soruyla başlayabilirsiniz:

  1. Şu anda çevrende gördüğün en ilginç şey ne?
  2. Bu hafta zihnini en çok ne meşgul etti?
  3. Uzun zamandır yapmak isteyip ertelediğin küçük şey ne?

Konuşma bittikten sonra kendinize şunu sorun: aynı süreyi bir sosyal medya akışında geçirseydiniz, aklınızda ne kalırdı?

Yeni sosyal uygulamalar başka neyi ölçebilir?

Bugünün sosyal platformları görüntülenme, beğeni, takipçi ve ekranda kalma süresi gibi sayıları öne çıkarıyor. Yeni bir ürün kuşağı ise başka ölçütler seçebilir:

  • Kaç kişi konuşmayı kendi isteğiyle kabul etti?
  • Kaç görüşme saygılı biçimde tamamlandı?
  • Kullanıcı uygulamadan çıktığında dikkatini geri kazanmış mıydı?
  • Ürün, gerçek hayattaki bir davranışa eşlik etti mi?

Talkamble için değerli olan sayı, bir kullanıcının kaç profil gezdiği değil; telefon cebindeyken ne kadar süre güvenli ve karşılıklı bir sohbet sürdürebildiği.

Bu yaklaşım, uygulamanın bütün ayrıntılarını etkiliyor: karşılıklı kabul, sınırlı profil bilgisi, kesin konumu gizli tutma, kolayca bitirme, engelleme ve raporlama. Çünkü ekranı geri çekiyorsanız kullanıcı kontrolünü daha da görünür hâle getirmeniz gerekir.

Daha az ekran, daha fazla teknoloji demek olabilir

Ekransız deneyim “teknolojisiz” deneyim değildir. Tam tersine; uygulamanın hareketi anlayabilmesi, sesi arka planda sürdürebilmesi ve güvenlik seçeneklerini doğru anda sunabilmesi için arka tarafta çok şeyin düzgün çalışması gerekir.

Ancak kullanıcı bunlarla uğraşmamalıdır. Onun gördüğü şey basit olmalı: yürüyüşü başlat, profili değerlendir, kabul edersen konuş.

Talkamble'ın ilk iPhone sürümü App Store için hazırlanıyor. Uygulamanın gerçek ekranlarını ve çalışma biçimini Talkamble sayfasında inceleyebilirsiniz.

Belki geleceğin en iyi sosyal uygulaması, bize daha fazla içerik göstermeyi başaran değil; ekranı kapatacak kadar güven veren uygulama olacaktır.

Yorumlar